Kırık Kalpler Durağında...

Gece yarıyı vurdu, sokaklar sessiz ve serin, İçimde hiç eskimeyen, o sızısı derin yerin. Aynı göğün altında, bambaşka yalanlardayız, Aşkla canı yananların buluştuğu o duraktayız. Kimi bir mektup yakar, kimi sessizce ağlar, Burada her kırık kalp, dilsiz bir yas bağlar. Gözüm saatte değil, caddenin en ucunda, Bir umut büyütüyorum avcumun avucunda. Kırık Kalpler Durağı burası, gelenler hep yaralı, Aşkın vurduğu ömürler, doğuştan bahtı karalı. Sırf seninle yarım kaldık diye, terk etmedim bu şehri, Bekliyorum aynı yerde, belki dönersin geri. Gelen trenler bomboş, gidenler hep kederli, Bu durakta beklemek, ömre bedel bir bedeldi. Rüzgar adını fısıldar, çöker üstüme hüzün, Gitmiyor gözlerimden o son veda eden yüzün. Ceketimin yakasını kaldırdım, üşüyor hayalin, Biliyorum, belki de çok uzakta şimdi elin. Ama burası sığınak, aşktan canı yananlara, Söz verip de yarı yolda unutanlara. Kırık Kalpler Durağı burası, gelenler hep yaralı, Aşkın vurduğu ömürler, doğuştan bahtı karalı. Sırf seninle yarım kaldık diye, terk etmedim bu şehri, Bekliyorum aynı yerde, belki dönersin geri. Zaman durdu sanki bu köhne kaldırımlarda, Kaç can canından oldu bu karanlık akşamlarda? İnanmasam da mucizelere, gözüm hep yollarda, Yüreğim asılı kaldı o en son durakta. Hava aydınlanıyor bak, durak yavaşça boşalıyor... Herkes acısıyla evine, benimse içim kanıyor. Sönüyor sokak lambası, bir gün daha bitti... Sen gelmedin sevgilim... Kırık Kalpler Durağı’nda bir ışık daha söndü gitti...