MELAN - Yarım Kalan Biz

11-07 MELAN - Yarım Kalan Biz Yine o bildiğimiz sokaklardayım, adımlarım ağır, Geçmişin yankısı vuruyor yüzüme, duvarlar sağır. Birlikte yürüdüğümüz o yollar şimdi uçurum, Sensiz geçen her saniye, inan ki bir nevi ölüm. Rüzgâr bile eskisi gibi esmiyor sanki bu şehirde, Gözlerim istemsiz arıyor siluetini her köşe bendinde. İyi olduğuma inandırmak için sahte gülüşler takınıyorum, Ama kimse sormuyor içimdeki bu enkazı nasıl taşıyorum. Hani o omuz omuza verdiğimiz günler vardı, Bütün dünya karşımızda dursa, bize sadece bir dardı. Şimdi o birlikteliğin gölgesinde tek başıma üşüyorum, Gözlerimi kapatsam da her gece seni yaşamaktan düşüyorum. Hasretin bir ateş gibi sarmış dört yanımı, Söküp atamıyorum içimden o masum sevdanı. Unutmak ne kelime, aldığım her nefeste sen varsın, Bu dinmeyen özlem, bırak da kalbimde yansın. Alıştım sanıyorum bazen sensiz doğan sabahlara, Sonra tanıdık bir koku çalınıyor burnuma, dönüyorum en başa. Bazen bir şarkı çalıyor tam da o günlerdeki gibi, Sanki zaman duruyor… O anıların yok mu dibi? Gülüşün kazınmış zihnime, silmeye gücüm yetmez, Sana olan sevgim o kadar derin ki yıllar geçse de bitmez. Ellerini tuttuğum o ilk günü hatırlıyorum, O sıcaklık gideli beri ellerimi ceplerimde saklıyorum. “Zaman her şeyin ilacı.” dedikleri koca bir yalanmış meğer, Yokluğun her saniye sol yanımda biraz daha kanıyormuş meğer. Sen gittin ama ben hâlâ o yarım kalan “biz”de kalmışım, Meğer ben kendimi sonu gelmeyen bir bekleyişe adamışım. Şimdi farklı gökyüzüne bakıp aynı yıldızı aramak bizimkisi, Yarım kalan bir şiirin hiç okunmayacak o son dizesi… Bir zamanlar her şeyin ilacıydı o gözlerin, Şimdi en büyük yaram oldu tutamadığın sözlerin. Hayatta her şeyi anladım, her zorluğu kabullendim de… Bir tek şuna aklım ermedi: Ben sevmenin ne olduğunu seninle öğrendim… Ve ilk defa öğrendiğim bir şey bana bu kadar acı verdi. Hasretin bir ateş gibi sarmış dört yanımı, Söküp atamıyorum içimden o masum sevdanı. Unutmak ne kelime, aldığım her nefeste sen varsın, Belki de ömrümün en güzel acısı olarak kalacaksın. Eğer bir gün yolun düşerse içimdeki bu viraneye, Bil ki kapısı hiç kapanmadı, kilit vurmadım maziye. Ama sen yine de hep mutlu ol, çiçekler solmasın pencerende, Ben razıyım bu koca şehirde kendi gölgemle dertleşmeye. Evet… Acı verdi, hem de tarif edemeyeceğim kadar. Ama yine de içimde yaşattığım en güzel şeysin. Belki başka bir hayatta, başka bir zamanda tekrar denk düşeriz. İşte o gün… O parktaki bankta yarım kalan hikâyeyi bitiririz. O zamana kadar… Sadece hasret. Sadece özlem. Ve seni… Asla unutamamakla yaşayacağım.