(44) 20.Mektup 8.Kelime | Hayat ve ölümün devamlı değişmesi, ölümsüz bir zata şehadet eder.
44.DERS Mektubat 1. Kısım 20. Mektup, 8. kelime sayfa 88, 89, 90 (Hayrat Neşriyat Osmanlıca Orijinal Nüsha) Hayatı veren O dur. Mevcudat Cenabı Hakkı gösteren bir aynadır. Ezel ve ebed ne demek? Hz İbrahim'in rabbini aramsındaki tılsım. Ayrıca 43. Ders. Ölüm nedir? Ölümü veren KİMDİR? Av. Ali KURT • (43) 20.Mektup 7.Kelime | Hayatı veren o o... Tasa, merak, dertlenmeye NE GEREK, hayatı KİM verdi ise O İdame ettirir. Av. Ali KURT (42) • (42) 20.Mektup 6.Kelime | Hayatı veren kim... Gurbet ve Hüznün Müthiş Devası. Av. Ali KURT (11) • (11) 6.Mektup | Şu dünya gurbetinde hissiy... Sekizinci Kelime: وَ هُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ Yani hayatı dâimîdir. Ezelî ve ebedîdir. Mevt ve fenâ, adem ve zevâl ona ârız olamaz. Çünki hayat ona zâtîdir. Zâtî olan, zâil olamaz. Evet, ezelî olan, elbette ebedîdir. Kadîm olan, elbette bâkîdir. Vâcibü’l-Vücûd olan, elbette sermedîdir. Evet, bir hayat ki, bütün vücûd bütün envârıyla onun gölgesidir. Nasıl adem ona ârız olabilir? Evet, bir hayat ki, vâcib bir vücûd onun lâzımı ve ünvanıdır. Elbette adem ve fenâ hiçbir cihetle ona ârız olamaz. Evet, bir hayat ki, bütün hayatlar mütemâdiyen onun cilvesiyle zuhûra gelir. Ve bütün hakāik-i sâbite-i kâinât, ona istinâd eder. Onunla kāimdir. Elbette hiçbir cihetle fenâ ve zevâl, ona ârız olamaz. Evet, bir hayat ki, onun bir lem‘a cilvesi, ma‘rûz-u fenâ ve zevâl olan eşyâ-yı kesîreye bir vahdet verip bekāya mazhar eder ve dağılmaktan kurtarır. Ve vücûdunu muhâfaza eder ve bir nevi‘ bekāya mazhar eder. Yani hayat, kesrete bir vahdet verir, ibkā eder. Hayat gitse, dağılır, fenâya gider. Elbette öyle hadsiz lemeât-ı hayatiye bir cilvesi olan hayat-ı vâcibeye, zevâl ve fenâ yanaşamaz. Şu hakîkate şâhid-i kātı‘, şu kâinâtın zevâl ve fenâsıdır. Yani mevcûdât vücûdlarıyla, hayatlarıyla nasıl ki o Hayy-ı Lâyemût’un hayatına ve o hayatın vücûb-u vücûduna delâlet ve şehâdet ederler. (Hâşiye) Öyle de, mevtleriyle, zevâlleriyle o hayatın bekāsına, sermediyetine delâlet eder ve şehâdet ederler. Çünki mevcûdât zevâle gittikten sonra, arkalarında yine kendileri gibi hayata mazhar olup yerlerine geldiklerinden, gösteriyor ki, dâimî bir zîhayat var ki, mütemâdiyen cilve-i hayatı tazelendiriyor. Nasıl ki güneşe karşı cereyân eden bir nehrin yüzünde kabarcıklar parlar gider. Gelenler aynı parlamayı gösterip, tâife tâife arkasında parlayıp, sönüp gider. Bu sönmek, parlamak vaz‘iyetiyle, yüksek, dâimî bir güneşin devamına delâlet ederler. Öyle de, şu mevcûdât-ı seyyâredeki hayat ve mevtin değişmeleri ve münâvebeleri, bir Hayy-ı Bâkî’nin bekā ve devamına şehâdet ederler. Evet, şu mevcûdât aynalardır. Fakat zulmet, nûra ayna olduğu gibi; hem karanlık ne derece şiddetli ise, o derece nûrun parlamasını gösterdiği gibi, çok cihetlerle zıddiyet noktasında aynadârlık ederler. Meselâ, nasıl ki mevcûdât acziyle kudret-i Sani‘a aynadârlık eder, fakrıyla gınâsına aynadâr olur. Öyle de, fenâsıyla bekāsına aynadârlık eder. Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcârın kıştaki vaz‘iyet-i fakîrâneleri ve baharda şa‘şaa-pâş olan servet ve gınâları, gayet kat‘î bir sûrette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Alel'ıtlâk’ın kudret ve rahmetine aynadârlık eder. Evet, bütün mevcûdât, güya lisân-ı hâl ile Üveyse’l-Karanî gibi şöyle münâcât ederler, derler ki: Yâ İlâhenâ! Rabbimiz sensin. Çünki biz abdiz. Nefsimizin terbiyesinden âciziz. Demek bizi terbiye eden sensin. Hem sensin Hâlık. Çünki biz mahlûkuz, yapılıyoruz. Hem Rezzâk sensin. Çünki biz rızka muhtacız. Elimiz yetişmiyor. Demek bizi yapan ve rızkımızı veren sensin. Hem sensin Mâlik. Çünki biz memlûküz. Bizden başkası bizde tasarruf ediyor. Demek mâlikimiz sensin. Hem sen Azîz’sin. İzzet ve azamet sâhibisin. Biz zilletimize bakıyoruz. Üstümüzde bir izzet cilveleri var. Demek senin izzetinin aynasıyız. Hem sensin Ganiyy-i Mutlak. Çünki biz fakiriz. Fakrımızın eline yetişmediği bir gınâ veriliyor. Demek Ganiy sensin, veren sensin. Hem sen Hayy-ı Bâkî’sin. Çünki biz ölüyoruz. Ölmemizde ve dirilmemizde bir dâimî hayat verici cilvesini görüyoruz. Hem sen Bâkî’sin. Çünki biz fenâ ve zevâlimizde senin devam ve bekānı görüyoruz. Hem cevab veren, atiyye veren sensin. Çünki biz umum mevcûdât kālî ve hâlî dillerimizle dâimî bağırıp istiyoruz. Niyâz edip yalvarıyoruz. Arzularımız yerlerine geliyor. Maksûdlarımız veriliyor. Demek bize cevab veren sensin. Ve hâkezâ; bütün mevcûdâtın küllî ve cüz’î her birisi, birer Üveys-i Karanî gibi bir münâcât-ı ma‘neviye sûretinde, bir aynadârlıkları var. Acz ve fakr ve kusurlarıyla kudret ve kemâl-i İlâhîyi i‘lân ediyorlar. Hâşiye: Hazret-i İbrâhîm Aleyhisselâm’ın Nemrûd’a karşı imâte ve ihyâda güneşin tulû‘ ve gurûbuna intikāli, cüz’î imâte ve ihyâdan küllî imâte ve ihyâya intikāldir ve bir terakkîdir. O delilin en parlak ve en geniş dâiresini göstermektir. Yoksa bir kısım ehl-i tefsîrin dedikleri gibi, hafî delili bırakıp, zâhir delile çıkmak değildir.

(45) 20.Mektup 9.Kelime/1 | Bütün hayırlar onun elindedir. Hayır isteyen ondan istemeli.

Kur'an'da İzafiyet Teorisi anlatılıyor mu? Beyin Cerrahı İsmail Hakkı Aydın ile Seri 6/10

Mürsel Efendi Sohbeti / 25.06.2026 / "Kevn-û mekandan geçenin menzili Arşullah olur"...

ŞEYH SAİD NEDEN İSYAN ÇIKARDI? | Ahmet Anapalı

Tanrı Var Mı? | Ahmet Arslan'la Açık Diyalog

🚨 Allah Seni Seçtiyse, Önce Bu 7 Acıyı Yaşarsın | İbn Arabi

Uhuvvet Risalesi | Yirmiikinci Mektup Birinci Mebhas | Mektûbat | Risale-i Nur Külliyatı

MEKTÛBÂT DERSLERİ (219.DER)S 20.MEKTUP 2.MAKAM 8.KELİME ''ALLAH'IN KIDEM VE BEKASI''

ساعة من السكينة مع القرآن❤️😌 | تلاوة هادئة للنوم والاسترخاء🕊️🎧 | Deep Tranquility

TARİHİN EN AKILLI MÜHENDİSİ: MİMAR SİNAN'IN BİLİNMEYEN SIRLARI ! — OSMANLI TARİHİ

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-11 | Mürşid-i Kamil Nasıl Bulunur-Önemli Dualar

Said Şaşmaz - Mektubat - 20. Mektup - Tevhid'e Dair 11 Müjde

Beş Risale 10. Hüccet-i İmaniye s. 7.

Hâller değişmeden, hakikatler açılmaz.

Recite this Dhikr 3 times and receive more reward than reciting it for 100 years

The State Must Be in Control of Everything! | History with Dr. Ahmet Anapalı - B76

"Dünya hayatını gafletle yaşayıp ölümü yok saymak"

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-12 | Karagümrük Cerrahî Dergâhı Hatıraları

