İster İsen Bulasın Cânânı Sen

Ah gönül, ne diyim bilmem ki sana! Şu yüksek dağların ardında sanıp bütün gücünle koşuyorsun ya o dağlara doğru yalınayak, kim ne desin sana! Ne diyim bilemem, yüzme bilmeden bütün denizleri aşmak istediğinde! Ah gönül, bu yağmurun gökten tûfan gibi indiği yerlerden şemsiyesiz gitmek isterken sen, ben ne diyebilirim! Bilsem dinleyeceksin “Kalbini de yanında mı götüreceksin? Onu götürüyorsan her yer aynı olmayacak mı? Sen, kendinle barışmadan hangi coğrafya ile barışacaksın? Hangi deniz, hangi ova, hangi yağmur çâre olacak sana? Dünya için koştuğun her yer çöle çıkacak. Her mevsim kurak yaza. Dur gönül! Dur Allah aşkına! Varsa bir çözüm sende. Varsa bir kurtuluş sende. Varsa bir bahar sende. Dur gönül. Dur da kendine bak. Boşver başkasını, içine dön. Sen, seni bil, seni bul ve kendin ol.” diyeceğim. Lâkin nâfile değil mi? Ah gönül! Burası dünya. Üç gün derler ya, o kadar da değil! Gözünü bir açıp kapamalık süre. “Ben batanları sevmem” diyen peygambere kulak ver de Cânân’ı “gayre bakma, sende iste sende bul”