Ey Mutrib - i Zevk Aşina - Nota Eşliğinde Seslendirme (Ahenk: Kız Neyi)

EY MÜTRİB-İ ZEVK AŞİNA Beste ve Güfte: Rahmi Bey Makam: Kürdîlihicazkâr Usûl: Yürük Semâî İcrâ: Tülûn Korman Ey mutrîb-i zevk âşinâ Bir şarkı yaptım ben sana Reftârı tarzı nev edâ Çal söyle eğlen daima RAHMİ BEY (1865-1924) 27 Aralık 1865 tarihinde İstanbul’da Beyazıt’ta doğdu. Asıl adı Mehmed Rahmi’dir. Babası Gümülcine muhasebecisi Trabzonlu İmamzâde Ahmed Hilmi Efendi, annesi Zâhide Hanım’dır. Babasının memuriyeti dolayısıyla bulundukları Bursa’da rüşdiyeyi bitirdikten sonra Mekteb-i Mülkiyye-i Şâhâne’nin idâdî kısmından ve 27 Temmuz 1886’da yüksek kısmından mezun oldu. Rahmi Bey küçük yaşlarda okula devam ederken bir yandan da mûsikiyle ilgilenmiş, düzenli bir mûsiki eğitimi almamasına rağmen katıldığı mûsiki ve edebiyat çevreleri onun eğitimini sağlamış ve bu sayede seviyeli bir bestekâr düzeyine çıkmıştır. Rauf Yektâ Bey, Ûdî Nevres Bey, Ali Rifat Çağatay, Muallim İsmâil Hakkı Bey ve Leon Hanciyan gibi mûsiki üstatlarıyla arkadaşlık yapmış; Mekteb-i Mülkiyye’den mezun olduktan sonra bu okuldaki edebiyat hocası Recâizâde Mahmud Ekrem’in İstinye’deki yalısında yapılan toplantılarda Muallim Nâci, Abdülhak Hâmid (Tarhan), Tevfik Fikret, Ali Ekrem (Bolayır), İsmâil Safâ gibi edebiyatçılarla tanışarak onlardan faydalanma imkânı bulmuştur. Gazel ve şarkı tarzında şiirler kaleme alan Rahmi Bey’e Mülkiye Mektebi’nde “âşık şair” denildiği söylenir. 1894 yıllarında Tanbûrî Cemil Bey ile tanışmış ve onunla çok samimi olmuştur. Meşrutiyet’ten sonra Rahmi Bey’in hemen her gece Refik Bey’in (Fersan) yalısına gittiğini, Cemil Bey’in de bulunduğu toplantılarda Cemil Bey çalarken Rahmi Bey’in sesiyle ona eşlik ettiğini, yaz aylarında Tanbûrî Cemil’in Rahmi Bey’in köşküne giderek uzun süre kaldığını Refik Fersan hâtıralarında anlatır. Rahmi Bey ney ve nısfiyeyi kendi kendine öğrenmiştir. Hafif ve etkili bir sesle okur, katıldığı mûsiki toplantılarındaki fasıllara bazan nısfiyesi, bazan da sesiyle iştirak ederdi. Hacı Ârif Bey’den faydalanan ve eserlerini bizzat kendisinden meşketme imkânı bulan Rahmi Bey’in en önemli özelliği bestekârlığıdır. Geleneksel kurallara bağlı olarak işlenmiş şarkıları, estetik ve teknik yönden üstün bir yapı ile güfte-beste uyuşmasının en güzel örnekleridir. Onun bestelerinde âdeta kullanılan makamın tarifi yapılır. Rindmeşrep bir sanatkâr olan Rahmi Bey’in şarkılarının çoğunun güftesi kendisine ait olup güfte seçiminde son derece titizdir. Nota bilmeyen Rahmi Bey bestelediği şarkıları hâfızasında muhafaza ederdi. Günümüze ulaşan eserleri göz önüne alındığında velûd (Çok eser veren) bir bestekâr olduğu söylenemez. Ancak fazla eser bestelemeyişi bu konudaki hassasiyeti olarak yorumlanmalıdır. Rahmi Bey yaşadığı bazı olayları eserlerinde dile getirmiştir. Çok sevdiği arkadaşı Tanbûrî Cemil Bey’in vefatı üzerine, “Bir sihr-i tarab nağme-i sâzındaki te’sîr” mısraıyla başlayan sûzinak; bestekâr Şevki Bey’in vefatı dolayısıyla, “Gül hazin sünbül perîşan bâğzârın şevki yok” mısraıyla başlayan bayatî; kızı Nâhide’nin genç yaşta ölümü üzerine, “Aşka düştüm âşık-ı âvâreyim” mısraıyla başlayan rast şarkısını bestelemiştir. Ayrıca Dârülelhan hocalarından Muazzez Hanım’a (Yurcu) düğün hediyesi olarak, “Ey mutrıb-ı zevk-âşinâ / Bir şarkı yaptım ben sana” mısralarıyla başlayan kürdîli-hicazkâr şarkısını besteleyerek takdim etmiş, çok şiddetli geçen 1907 kışının ardından gelen baharın hâtırasını şiiri ve bestesiyle bir tâhir-bûselik şarkıda yaşatmıştır: “Geçti o gamlı eyyâm-ı sermâ / Oldu bahârın âsârı peydâ”. İlkbaharı çok seven ve eserlerinin tamamına yakınını bu mevsimde besteleyen Rahmi Bey’in ilk eseri yukarıda zikredilen bayatî şarkı, son eseri ise ölümünden birkaç gün önce Fâhire Fersan’a ithafen bestelediği, “Bir nevcivansın, şûh-i cihansın / Rûh-i revansın, sînemde cansın” mısralarıyla başlayan hisar-bûselik şarkısıdır. Günümüze ulaşan bir tekbir ve otuz sekiz şarkıdan ibaret eserlerinin listesini Yılmaz Öztuna neşretmiştir (BTMA, II, 210). Anılanların yanı sıra, “Karşıyaka’da İzmir’in gülü” ve “Sana ey cânımın cânı efendim” mısralarıyla başlayan kürdîli-hicazkâr, “Süzüp süzüp de ey melek” mısraıyla başlayan nihâvend ve “Serâpâ hüsn-i ansın dil-sitansın nâz-perversin” mısraıyla başlayan muhayyer şarkıları onun en çok sevilen eserlerinden bazılarıdır. Mûsiki Mecmuası’nın 376. sayısı (Şubat 1981) Rahmi Bey Özel Sayısı olarak hazırlanmıştır.