YUSUF SİNANEDDİN-İ SİNEÇAK HZ. ( Allah Dostları - İstanbul Evliyaları )

Videomuza yapmış olduğu katkıdan dolayı Ser Türbedar Ercan Dikmen'e teşekkür ederim. Sütlüce mahallesi Karaağaç caddesi Elif Efendi sokakta, Elif Efendi tekkesinin önündeki hazirede medfun bulunan Yusuf Sinaneddin Sineçak hazretleri. On altıncı yüzyılda yaşamış olup zamanının bilinen büyük evliyalarından bir tanesidir. Asrındaki Mevleviyye yolu büyüklerinden olan Yusuf Sinaneddin hazretleri Rumeli'deki Vardar Yenicesi'ndendir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1546 senesinde İstanbul'da vefat etti. Sineçak Yusuf Baba diye meşhurdur. Mevleviyye yoluna mensub olduğu için Mevlevi nisbesiyle de bilinir. Yusuf Sinaneddin hazretleri, zamanının usulüne göre ilim tahsil ettikten sonra büyük evliya İbrahim Gülşeni hazretlerinin sohbetinde ve hizmetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. İçine düştüğü aşk ve muhabbet sebebiyle çeşitli memleketleri dolaştı. Edirne'ye gelerek Mevlevi Dergahına yerleşti. Orada bulunduğu sırada insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlattı. Yusuf Sinaneddin-i Mevlevi hazretlerinin ilim ve faziletteki yüksekliğini çekemiyen bazı cahil kimseler, onun hakkında çeşitli dedikodular yaydılar. Hatta bir kimseyi öldürdüğü şeklinde iftirada bulundular. Yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde söylenenlerin iftira olduğu anlaşıldı. Edirne'nin ileri gelenleri ve halkı ona yalvarıp Edirne'de kalmasını istedilerse de o kabul etmeyip İstanbul'a geldi. Sütlüce'de bulunan dergaha yerleşti. Talebe yetiştirip insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatarak, dünya ve ahiret seadetine kavuşmaları için çalıştı. Zamanın padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han onun hakkında anlatılanları ve tasavvuftaki yüksek derecesini işitmişti. Sine-çak Yusuf Baba'yla sohbet etmek ve ondan istifade etmek üzere saraya davet etti. Fakat Sineçak Yusuf Baba, sultanlardan, devlet adamlarından ve dünya adamlarından uzak durmayı kendine prensip edindiği için daveti kabul etmedi. İkinci ve üçüncü davetleri de kabul etmeyince, Kanuni Sultan Süleyman; "O gelmezse biz gideriz" deyip saltanat kayığına bindi ve Sütlüce İskelesine yanaştı. Sineçak Yusuf Baba'ya, Sultan sizi ziyarete geliyor" diye haber verdiklerinde; "Söyleyin gelmesin!" buyurdu. Etrafında bulunan talebeleri Şeyh'in sözlerine şaşıp; "Ne olur kabul ediniz." dercesine bakışlarıyla yalvardılar. Fakat Şeyh Sineçak Yusuf Baba yine kabul etmedi. Sultan, dergahın kapısına kadar geldi. Talebeleri belki de Şeyh Efendi son anda biraz yumuşar diye düşündüler. Sineçak Yusuf Baba oturduğu yerden kalktı, tatlı tatlı gülümsedikten sonra hiç bir şey olmamış gibi; " Pekala o gelirse biz gideriz." buyurdu. Derviş hücrelerinden birisine girdi, cübbesinin geniş tarafını başına doğru çekip yere uzanıverdi. Padişah ve beraberindekiler dergaha girdiler. Sineçak Yusuf Baba'yı yere uzanmış, cübbesini de yüzüne örtmüş olarak görünce şaştılar. Yüzünü açıp baktıklarında vefat etmiş olduğunu gördüler. Kanuni Sultan Süleyman Han, bu olanlar üzerine Sineçak Yusuf Baba'nın dergahından mahzun ve üzüntülü olarak ayrıldı. Yusuf Sinaneddin-i Sineçak hazretlerinin cenazesi, techiz ve tekfin edildikten sonra, Sütlüce'deki dergahının bahçesinde defnedildi.