Rigel'in Feneri- Aklım Almıyor

Bazen bir kayıptan sonra insanın en çok şaşırdığı şey şudur: Hayatın devam etmesi. Gökyüzü aynı kalır. Zaman akmaya devam eder. Ve insan, kendi acısının büyüklüğü karşısında dünyanın bu kayıtsızlığına inanamaz. Bu şarkı, bir ayrılığı değil; yaşamaya devam etmenin tuhaflığını anlatır. Albert Camus’nün dünyasında insan, anlamsızlıkla yüzleştiğinde şaşkınlığa düşer. “Senden sonra yaşamaya nasıl devam ettim aklım almıyor” çünkü hayat, acıyla uyumlu bir anlam sunmaz. Sigmund Freud yas sürecinde insanın bir yandan kaybı yaşarken, bir yandan hayata tutunmaya devam ettiğini söyler. Ama burada bu süreç anlaşılmaz gelir: “Nasıl duruyorum aklım almıyor” Jean-Paul Sartre’a göre insan, yaşamak zorunda olan bir varlıktır. Gitmek ister… ama kalır. Çünkü var olmak, bir seçimsizlik hâlidir. Emil Cioran ise bu durumu bir tür varoluşsal şaşkınlık olarak görür: İnsan, neden hâlâ burada olduğunu anlamaz. Ama yine de kalır. “Bu şarkılarda beni nasıl anlatıyor aklım almıyor” çünkü acı bile zamanla dışsallaşır. İnsan, kendi duygusunu bile yabancı gibi izler. Bu yüzden bu şarkı bir ağıt değil. Bir hayret. Bir insanın, kendi yaşamaya devam edişine şaşırmasının sesi. senden sonra yaşamaya nasıl devam ettim aklım almıyor bu gök kubbe yerinde hala Nasıl duruyor aklım almıyor çekip gidesim var nasıl duruyorum aklım almıyor dönmüyor niye diye hala nasıl soruyorum aklım almıyor bu şarkılarda beni nasıl anlatıyor aklım almıyor bakıyorum herkes gibi nasıl dinliyorum aklım almıyor çekip gidesim var nasıl duruyorum aklım almıyor dönmüyor niye diye hala nasıl soruyorum aklım almıyor söz&müzik: Rigel #rigelinfeneri #felsefimüzik #edebiyatvemüzik #senianlayanşarkılar #yalnızlık #kayıp #zaman #camus #freud #sartre #cioran #melankoli