5 - MAHMUD ESAD COSAN HADİS SOHBETLERİ - 23.08.1987
BİR BİDAT SAHİBİNİN İBADETLERİ ASLA KABUL OLMAZ (İbn Mâce, Huzeyfe (r.a.)’dan) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah, bir bidat (dinde sonradan çıkarılan yenilik) ortaya çıkaran kimsenin ne namazını, ne orucunu, ne sadakasını, ne haccını, ne umresini, ne de cihatını kabul eder. O kişi, hamurun içinden kılın çekilip çıkarıldığı gibi İslam'dan çıkar." Bu hadis-i şerif, dinin aslına yapılan her türlü ilavenin ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir. Bidat, sadece ibadet şekilleriyle sınırlı değil, itikadî konuları da kapsar. Yani Peygamberimiz'in (s.a.v.) söylemediği, yapmadığı, dine sonradan sokulan her söz, fiil ve inanç bidattır ve insanı bu feci akıbete sürükler. Bu konuda sahabenin gösterdiği titizlik ibret vericidir. Hz. Ebû Bekir (r.a.), Kur'an'ın mushaf haline getirilmesi teklifini, Resûlullah'ın (s.a.v.) yapmadığı bir iş olması endişesiyle altı ay boyunca düşünmüştür. Oysa bugün birçok Müslüman, günah işlerken bile bu kadar tereddüt etmemekte, dinin aslına şuursuzca müdahalelerde bulunmaktadır. Bidatin en büyük zararı, kişinin tüm ibadetlerini ve hayırlarını Allah katında kabulsüz kılmasıdır. Namaz, oruç, hac gibi farzlar dahi makbul olmaz. Bu, havanda su dövmeye benzer; zahmet vardır ama sonuç yoktur. Müslüman, dinin özüne, Kur'an'a ve Sünnet'e sımsıkı sarılmalı; giyiminden kuşamına, ibadetinden günlük hayatına kadar her alanda bidatten uzak durmalıdır. "Daha çok sevap kazanayım" veya "daha güzel olsun" diye dine yapılan her ilave, aslında dini tahrif eder ve kişiyi sevaptan mahrum bırakır. Unutulmuş sünnetleri ihya etmek ise tam tersine büyük sevaptır. Müslüman, dengeli, ölçülü ve devamlı bir şekilde, her halinde İslam'ı yaşamalı, asr-ı saadet Müslümanlığını model almalıdır. Bu, ibadetlerin kabulünün anahtarıdır. ALLAH'I ZİKREDEN BİR TOPLULUĞU MELEKLER KUŞATIR VE ALLAH ONLARI RAHMETİYLE KAPLAR Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikretmek için bir araya gelip oturan bir topluluğu melekler kuşatır, Allah'ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine huzur (sekînet) iner ve Allah onları kendi katındakilere (meleklere) anar." Bu hadis, zikrin İslam'daki merkezî konumunu ve önemini açıkça ortaya koyar. Allah'ın anılması, farz ibadetler gibi dinin temel bir emridir ve asla kötülenemez, yasaklanamaz. Zikir meclislerine meleklerin gelmesi, rahmetin inmesi ve Allah'ın o kulları meleklerine övmesi, bu ibadetin ne kadar üstün ve makbul olduğunun en büyük delilidir. Ne yazık ki zaman içinde bu büyük ibadet, bazı çevrelerce yanlış tanıtılmış veya küçümsenmiştir. Oysa zikir, kalbin dirilmesi, huzur bulması ve Allah'a yakınlaşmanın en etkili yollarından biridir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) çeşitli duaları ve tesbihatı belirli sayılarda tavsiye etmesi bir sünnettir, bidat değildir. Ümmetin bozulduğu bir zamanda sünneti ihya etmek ise büyük bir fazilettir. Müslüman, namazını, orucunu nasıl sahipleniyorsa, Allah'ı zikretmeyi de sahiplenmeli, bu konuda gösterilen yanlış tutumlara karşı dinini savunmalıdır. Cami cemaati içinde sarık sarmak, tesbih çekmek gibi sünnet olan davranışlar, bidat diye nitelendirilerek kötülenmemelidir. Asıl bidat, bu sünnetleri terk etmek veya onları kötülemektir. Müslüman, Allah'ın rızasını kazanmak için O'nu çokça zikretmeli ve bu konuda Peygamberimiz'in (s.a.v.) yolundan gitmelidir. KİMSE NEFSİNE "HABİS" DEMESİN; "KATILAŞTI" DESİN (Buhârî, Müslim) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: "Sizden biriniz, 'Nefsim habis oldu (pis oldu)' demesin; lakin 'Nefsim katılaştı (kasvet bağladı)' desin." Bu hadis, Müslümanın kendi nefsine ve din kardeşine bakış açısına dair ince bir edep ve önemli bir prensip öğretmektedir. Müslüman, imanı sebebiyle özü itibarıyla temizdir. Kur'an-ı Kerim, müşrikler için "necistir" ifadesini kullanırken, müminlerin temizliğine işaret eder. Bu nedenle bir Müslüman, günah işlese, hata yapsa dahi, mayasının temiz olduğu gerçeğini unutmamalı ve nefsini "pis" olarak nitelememelidir. Bu, aslında imanın kendisine verdiği değere hakarettir. Bunun yerine, "kalbim katılaştı", "ruhum duygusuzlaştı" gibi ifadeler kullanmalıdır. Zira katılık geçici bir hal olup, tevbe, dua ve salih amellerle yumuşatılabilir. Bu yaklaşım, kişiye umut verir ve ıslah olma yolunda çaba göstermesi için teşvik edici olur. Aynı prensip, Müslümanların birbirlerine bakışı için de geçerlidir. İman etmiş her kul, özünde temiz kabul edilmelidir. Yanlış inanç veya hatalı uygulamalar içinde olan kimselere öncelikle bu gözle bakılmalı, onların "pis" olduğu düşünülmemelidir. Yapılması gereken, kibirden uzak, yumuşak ve sabırlı bir üslupla, onlara dinin hakikatini ve sünnetin güzelliklerini anlatmaktır. İnsanların mayasındaki temizliğe inanarak onları doğruya davet etmek, İslam'ın merhamet ve tebliğ metodunun bir gereğidir.

#esadcoşan #sohbet, / ESAD COŞAN HOCAEFENDİ SOHBETLERİ / HADİS SOHBETİ

CEHENNEME HARAM KILINAN İNSANLAR | Esad Coşan | 14 Kasım 1987

Kaza Namazı Nasıl Kılınır ? - Pir-i Gâlibî H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu

76 - MAHMUD ESAD COŞAN HADİS SOHBETLERİ - 15.11.1992

Namaz - 4 - | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | (1978/09/08)

İslam'da Cihad Hangi Sebeplerle Yapılır? | Sonsuz Nur Vaazları 27 | M.Fethullah Gülen

75 - MAHMUD ESAD COŞAN HADİS SOHBETLERİ - 08.11.1992

HD. 12/1 - BİD’ATLARDAN UZAK DURUN! | Esad Coşan | 23 Ağustos 1987

Tekfir Nedir - Risale-i Nur Sohbetleri - 19.02.2025 @MustafaKaraman

Prof. Dr. Osman Öztürk ile Mahir İZ Söyleşisi

Allah’a Tam Tevekkül Etmenin Sırrı | Tasavvuf Sohbeti | Mahmud Es'ad Coşan

Efendimiz'in (sav) Askeri Yönü | Sonsuz Nur Vaazları 28 | M.Fethullah Gülen

Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hadis sohbeti _ mec_900203 2/2

‼️#arşiv ‘den ‼️ İLK DEFA İZLEYECEĞİNİZ BİR SOHBET Bize Can Suyu Olacak Bir Sohbet 😔

63 - MAHMUD ESAD COŞAN HADİS SOHBETLERİ - 15.03.1992

Alî Hayder Efendi ve Mahmûd Efendi Hazarâtı ile İlgili Hâtırâlar | Kadir Temir Hocaefendi

Bediüzzaman Said Nursî'den hatıralar Bayram Yüksel 9.1.2024

2018-09-09 SOHBET - Mümin ufkunda Kurtulma ve Kazanma

ARİFLER MECLİSİ (YARBAY MEHMET ILDIRAR MEDİNE'DEKİ BİR SOHBET MECLİSİNİ ANLATIYOR).

