TOPLUMSAL YAPI- TOPLUMSAL HAREKETLİLİK-TOPLUMSAL ETKİLEŞİM
#felsefe #evokul #sosyoloji I. TOPLUMSAL YAPININ TANIMI İçinde toplumsal ilişkilerin, toplumsal olayların meydana geldiği, toplumsal grupların ve kurumların yer aldığı, toplumun şekil ve çerçevesiyle ilgili dış görünüşe sahip olan unsurların biçimlendirdiği bütünlüğe toplumsal yapı denir. Toplumsal yapının iki yönü vardır: a) Fiziki yapı: Toplumun dış görüşü yani çerçevesidir. Toplumun üzerinde yaşadığı coğrafi bölge, bu bölgeye yerleşim şekli (köy-kent), toplumun nüfusu, nüfusun dağılışı (genç-yaşlı), köy-kent ve metropol gibi yapılanmalar bu yapıya aittir. b) Kültürel yapı: Toplumun manevi yapısıdır. Toplumda görülen sosyal ilişkiler, statüler, roller, değerler, normlar, kontrol mekanizmaları, gruplar, kurumlar gibi yapılanmalar bu yapıya aittir. II. TOPLUMSAL YAPI VE TOPLUMSAL GRUPLAR Toplumsal yapı birbirinden farklı özelliklere sahip köy, kent, metropol, millet vb. gruplardan oluşur. a) Köy: İnsanların toprağa yerleşmesiyle beraber köy toplulukları ortaya çıkmaya başlamıştır. Topraktan elde edilen ürünler ve hayvancılık faaliyetleri üretim fazlasını ortaya çıkarmıştır. Bu da özel mülkiyetin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Özel mülkiyetin ortaya çıkması yöneten-yönetilen sınıflarını doğurmuştur. Üretim fazlası aynı zamanda boş zamanları doğurduğundan sanat ve zanaat alanlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Köy topluluklarında ekonomi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Mekanik dayanışma (imece usulü gibi) vardır. Yani iş bölümü ve uzmanlaşma yoktur. Bu topluluklardaki aile tipi geniş ailedir ve akrabalık bağları güçlüdür. Birincil ilişkiler görülür. Sınırlı bir nüfus vardır ve nüfus yapısı homojendir. Toplumsal hareketlilik azdır. Gelenek ve görenekler etkilidir. b) Kent: İlk kentler Mezopotamya’da (M.Ö. 3500) görülmüştür. Antikçağda Roma kentini, Anadolu’da ve Mısır’da kurulan birçok kentleri görmekteyiz. Fakat bu kentler daha çok savunma ve ekonomik işleve sahip kentler idi. Günümüz kentlerinin ortaya çıkışı ilk kez sanayi devrimiyle beraber ortaya çıkmıştır. Sanayi devrimiyle makineye dayalı üretim ortaya çıkmış, bu da fabrikaların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Fabrikaların yakınında yerleşen ve kente göç eden insanlar bugünkü sanayi kentlerinin doğmasına neden olmuştur. Kentlerde ekonomi sanayi, ticaret ve hizmet sektörüne dayalıdır. Organik dayanışma vardır. Teknik işbölümü ve uzmanlaşma yaygındır. Aile tipi çekirdek ailedir ve akrabalık bağları zayıftır. İkincil ilişkiler daha çok görülür. Nüfus yoğunluğu ve toplumsal hareketlilik fazladır. Nüfus yapısı daha çok heterojendir. Hukuk kuralları etkilidir. Kentler, çeşitli etnik grupları, kültür ve meslek gruplarını, toplumsal sınıf ve tabakaları içine alan heterojen (ayrı cinsten) yani farklılıkları içeren bir yapı gösterir. Hızlı kentleşmenin en büyük nedeni göçlerdir. Kentleşmeye sebep olan diğer önemli nedenler, kırsal alanın ekonomik, kültürel, sosyal olanaklarının yetersizliği ve kent yaşantısının sağladığı olanaklar olarak sayabiliriz. Ülkemizdeki kentleşme Avrupa ülkelerinde olduğu gibi sanayileşme sonucunda oluşmamıştır. Kentleşmede belirleyici olan etken, kırsal yapıda değişmeler ve çözülmeler olmuştur. Ülkemizde kentleşme sonucunda önemli birtakım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bunlar; işsizlik, gecekondulaşma, çevre kirliliği, bölgeler arası dengesizleşme, kültürel çözülme ve kuşaklar arası çatışmaların artması gibi sorunlar başlıca sorunlardır. c) Metropol (Anakent): Metropol kentler birkaç sanayi yerleşim merkezinin birleşmesi sonucu oluşmuştur. Yani kentlerden farklı olarak birden fazla merkeze sahip yerleşim merkezleridir. Metropoller yerleşmenin günümüzde geldiği en üst noktadır. Büyük şehir olarak adlandırılan kentler birer metropoldür. d) Millet (Ulus): Fransız ihtilalinin etkisiyle feodal düzen yıkılmış ve kapitalist sistemin oluşumu döneminde milletler ortaya çıkmıştır. Fransız ihtilaliyle eşitlik ve özgürlük fikirleri yayılmaya başlamış ve milli irade, milli egemenlik gibi kavramlar önem kazanmıştır. Bu da millet egemenliğine dayanan ulus topluluklarının oluşmasını sağlamıştır. Bir toplumun ulus olabilmesi için ekonomi, toprak, soy, dil, din, ülkü, tarih ve kültür birliği olması gerekir. III. TOPLUMSAL ETKİLEŞİM VE TİPLERİ Toplumsal etkileşim, birey ya da grupların birbirlerini etkilemek yoluyla gerçekleştirdikleri toplumsal davranışlardır. Başlıca toplumsal etkileşim tipleri; mübadele (sosyal alışveriş, değişim), iş birliği, rekabet, çatışma, uyum, uyarlama, benzeştirme ve baskıdır. 1. Mübadele: Bu etkileşim çift yönlüdür ve gönüllülük esasına dayanır. Bir beklenti veya karşılık alma amacıyla davranışta bulunma şeklinde gerçekleşen etkileşimdir.

TOPLUMSAL DEĞİŞME VE GELİŞME, TOPLUMSAL ÇÖZÜLME, MODERNLEŞME, KÜRESELLEŞME

AUZEF Canlı Ders | Türkiye'nin Toplumsal Yapısı

Toplumsal Hareketler (Sosyoloji)

Deniz Göktaş - Ölü Deniz (2026)

Benlik Kavramı, Öz Kimlik ve Sosyal Kimlik (Sosyoloji / Bireyler ve Toplum)

Sembolik Etkileşimcilik (Sosyoloji / Toplum ve Kültür)

Polat Alemdar'ın Adaleti Şaşmaz! | Kurtlar Vadisi Pusu

Olasılık, Rastgelelik ve Matematik Felsefesi – Prof. Dr. Ali Nesin

‘Gurbetçilerin 65 yılı: Misafir işçiden diasporaya | Kuşbakışı

İlişkiler ve İnsan Halleri | Gülcan Özer | 1.Ders ''İlişki Kurmayı Öğrendiğimiz Yer: Çocukluk''

Osmanlı Nasıl Bir İmparatorluktu? / Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan - Historik 68

Sosyoloji Toplumsal Yapı

Statü: Sosyal Pozisyon (Sosyoloji / Bireyler ve Toplum)

Toplum, Toplumsal Yapı ve Toplum Türleri / Davranış Bilimleri #2

SOCIAL STRUCTURE (AYT Sociology Topic Review)

TOPLUMSAL YAPI-1 KONU ANLATIMI (AYT FELSEFE) 2022

Kuşak İçi Hareketlilik, Kuşaklararası Hareketlilik ve Sosyal Hareketlilik (Sosyoloji)

Otoriteryen Kişilik, Erich Fromm, Adorno ve Siyaset Psikolojisi

Türk Halkı Neden Çocuk Yapmıyor?

