Bumin Kağan Türküsü - Yakup Çetin
Bumin Kağan Kimdir? Ötüken’in bağrından kopan kutlu bir rüzgâr, asırlardır süren esaret zincirlerini parçalayarak Türk adını tarihin altın sayfalarına kazıdı. Türk budununun (milletinin) ulu atası, Aşina soyunun yiğit başbuğu Bumin Kağan, altı asırda bir gelen kutlu bir parlayışla cihana gözlerini açtı. O doğduğunda, demir döven ellerin ve pusat tutan bileklerin ülkesinde hürriyet ateşi çoktan sönmeye yüz tutmuştu. Türk boyları, Ruan Ruan (Juan-Juan) adı verilen amansız düşmanın buyruğu altında, demir işleyerek ömür tüketiyordu. İşte bu karanlık çağda Bumin, Türk’ün özündeki hür yaşama isteğini yeniden uyandıracak olan kutlu kıvılcım oldu. Gençlik çağlarından itibaren kurdun izini süren Bumin, akıllı siyaseti ve sarsılmaz istenciyle öne çıktı. Ötüken’in demircilerini tek bir amaç çevresinde topladı: Esaret bağlarını eritip, yerine hürriyetin kılıçlarını dövmek. Halkını bu ağır boyunduruktan kurtarmak için önce kuzeydeki Töles boylarının ayaklanmasını bastırdı ve elli bin çadır halkını kendi buyruğu altına alarak gücünü pekiştirdi. Bu büyük başarı, Türk’ün birleştiğinde ne denli devasa bir güce dönüşebileceğinin en somut kanıtıydı. Artık Aşina sancağı, bozkırın en parlak dolunayı gibi parıldıyordu. Gücünün doruğuna ulaşan ulu başbuğ, Ruan Ruan kağanından töre gereği bir hatun (kız) isteyerek bağımsızlık yolundaki ilk açık meydan okumasını gerçekleştirdi. Ne var ki, kibirli düşman hükümdarı onu "siz bizim demircilerimizsiniz" diyerek aşağılamaya kalkıştı. Bu ağır söz, bozkırda yankılanan bir savaş çığlığına dönüştü. Bumin, bu hakareti Türk’ün onuruna yapılmış sayarak ordusunu topladı ve batıdaki Batı Wei hanedanıyla akıllara durgunluk veren bir toy (anlaşma) yaparak arkasını güvenceye aldı. Türk’ün öfkesi, artık bentlerini yıkmaya hazır bir sel gibi düşmanın üzerine yürümeye hazırdı. Kutlu 552 yılında, bozkır toprakları at nalları ve kılıç şakırtılarıyla sarsıldı. Bumin Kağan’ın komuta ettiği Türk süvarileri, Ruan Ruan ordusunu kökünden kazıyarak büyük bir utku (zafer) kazandı. Kibirli düşman kağanı Anagui, Türk’ün gücü karşısında çaresiz kalarak canına kıydı. Bu zafer, yalnızca bir düşmanın yok edilişi değil; bin yıllık esaret zincirlerinin örste parçalanışı, Türk adının bir devlet olarak yeryüzüne haykırılışıydı. Ötüken, binlerce yıl sonra yeniden öz sahibine, asıl kutuna kavuştu. Zaferin hemen ardından ulu başbuğ, Ötüken’de ak otağını kurarak "İl Kağan" unvanıyla tahta çıktı. Böylece tarihin ilk kez resmi olarak "Türk" adını taşıyan devleti, ulu Göktürk Kağanlığı kurulmuş oldu. Bumin Kağan, devletin doğu kanadını bizzat yönetirken, batı kanadının buyruğunu ise kardeşi İstemi Yabgu’ya verdi. Bu ikili yönetim biçimi, Türk devlet töresinin en kusursuz örneği olarak tarihe geçti. Bozkırın her köşesinden gelen boylar, ak sancağın altında birleşerek ulu ataya bağlılık yemini etti. Ne var ki felek, bu ulu hakanın dünya gözüyle kurduğu devletin büyüdüğünü uzun süre görmesine izin vermedi. Tahta çıkışından kısa bir süre sonra, 552 yılının sonlarına doğru Bumin Kağan, kutlu tinini (ruhunu) Uçmağ’a (cennete) uğurladı. Onun ölümü tüm bozkırı derin bir yasa boğdu; dağlar ağladı, nehirler sustu. Fakat o, arkasında yıkılmaz bir töre, esaret kabul etmez bir budun ve cihanı titretecek bir devlet bırakarak gitmişti. Onun yaktığı hürriyet meşalesi, oğulları ve kardeşi eliyle Asya’nın bir ucundan diğer ucuna taşınacaktı. Bumin Kağan, Türk tarihinin kök hücresi, bağımsızlık bilincinin en ulu anıtıdır. O, ulu Orhun Yazıtları'nda "Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş," sözleriyle ölümsüzleşmiştir. Bugün aradan geçen bin beş yüz yıla rağmen, onun adı her Türk’ün yüreğinde bir bağımsızlık andı olarak yaşamaktadır. O, demiri döverek devleti kuran, Türk adını cihana yayan kutlu atamızdır; ruhu şad, durağı Uçmağ olsun.
