Kaderin Buz Yüzü

Kaderin Buz Yüzü Veda rüzgârları ayaz taşır mı ruhumuza? Zihnimdeki fırtınayı fısıldasam kanım donuyor Sustuklarımı kendime mühürledim sevgili Şafakla pazarlık yapıp güneşi doğuruyorum ** Senden kalanı birer birer döküyorum kağıda Taze bir sızıyla başlıyorum her söze Odamda kurşuni bulutlar, genzimde toprak kokusu Bıraktığın o ağır hatıraları tek başıma ıslatıyorum ** Zaman açtığın o derin gedikleri kapayana dek Dinsiz bir sızıyla sızlayacak bu yara Uzanıp tutacak bir el, anlatmaya takat yok Sol yanındaki boşlukla vurulanların yükü ağır olur ** ’Geçer gider’ demiştin o kapıyı kapatırken Ruhumun orta yerine kara bir veda lekesi bıraktın Bense dilsiz bir seyirci gibi gidişini kazıdım Sessizliğin acı tadıyla nefes almayı öğrendim ** Zemheriye kesti takvimler, mevsimler hep aynı Günün aydınlığına değil, gecenin zifirine borçluyum Senin dilsizliğine sığınmak ne acı sevgili İçimde büyüttüğüm haykırış artık buz tutmuş bir sızı ** Sildikçe koyulaşan bir kader gibisin, can yakan Eski bir hırka gibi üzerime giydim bu yalnızlığı Hani her bahar çiçek açacaktık, solmayacaktı umut? Payıma sadece bu keskin ayaz düştü sonunda ** Alışmak vazgeçmek değilmiş, avazını kaybetmekmiş Hangi kapıyı çalsam hep o sağır duvarlar Seni bulmaktan geçtim de kendimi nerede unuttum? Bir yanım sende mühürlü, diğer yanım meçhul sürgün ** Yalnızlık, adının kimseden duyulmamasıymış meğer Arkadaki o toz dumanı kimse süpürmüyor Bakmaya takatim yok aynadaki bu yabancı surete Kendi gölgemden korkar oldum her köşe başında ** Sen giderken benden yarınlarımı da çaldın Her sabah dünden kalan o ağır enkazla uyanıyorum Benim dünyam hâlâ o ilk günkü ayazda Bir yudum içtenliğe, bir yudum vefaya aç kaldım ** Hiç gelmeyecek birini beklemek en ağır yenilgiymiş Bütün sokaklar senin yokluğunla anılıyor bu kentte Tutunacak bir dalım kalmadı artık senden yana Kül olurken bile senin o soğuk serinliğini özlüyorum ** İnsan kendinden vazgeçince başkasında esir kalırmış Ben kendimi sende unuttum, sen bende koca bir hüsran Ne sabahın müjdesi teselli eder beni ne gecenin sükûtu Şimdi ellerim boş, ruhum yangın yeri, dilimde kahır ** Mısralara dökülen her kelime hesap soruyor benden Seni sevmek fırtınaya karşı ayakta durmakmış Ben durdum, ben tükendim ama senden uzağa düşemedim Şimdi sessizce çekiliyorum, son bir sitem bırakıp bu şehre Cemre Yaman