Muhammed Emin Yıldırım & Bekir Develi : Herkes İçin Siyer
Serimizin üçüncü eser tanıtım videosunda, “tanınmayan eserleri tanıtma” hedefimize aykırı bir adım atıyor ve henüz yeni telif edilmesine rağmen ziyadesiyle tanınmış olan bir eserden bahsediyoruz. Eser, serimizdeki diğer eserlerden farklı olarak zaten yeterince tanındığı için biz bu tanıtım videomuzda, mezkur eserin türdaşlarıyla arasındaki farklara değineceğiz. Ki böylece bizim ilkelerinizden neden ödün verdiğimiz de anlaşılmış olacak. Hazırsanız başlayalım. Tarih boyunca müslümanlar tarafından Hz peygamber ve onun risaleti hakkında pek çok görüş ortaya konuldu. Bazı gruplar bu görüşleri hakikatin ölçütü kabul ederek tekfir yoluna gitti, bazı gruplar ise bu görüşlerle meşruiyet zeminini oluşturarak hükmetmenin yollarını aradı. Hangi düşünce kabul edilirse edilsin, netice değişmedi ve olayların sonucunda ayrılık olgusu açığa çıktı. Aslında bütün bu nübüvvet tasavvurlarını, temelde iki kısımda mütalaa edebilir ve arada en azından aynı taraflar arasında çok da fark olmadığını belirtebilirdik. Böylece en kötü ihtimalle kesreti ikiye indirgeyebilirdik. Biz yine de bütün bir hadisatı öyle okuyalım...: Bu iki temel anlayıştan ilki, hz peygamberin insanlığını merkeze alarak Allah Resulü’nün bütün mücadelesinde fail kabul ediyor, marifetinde, kemalinde yegane sebebin kendisi olduğunu düşünüyordu. İkincisi grup ise hz peygamberin ilahi bir varlık olduğunu düşünüyor ve bütün kemalin, dahası mücadelenin ve marifetin de failinin bizatihi Allah olduğunu tasavvur ediyordu. Her iki görüşe de aynı mesafeden yaklaşıldığında her iki görüşün de ziyadesiyle suistimale açık olduğu aşikardır. Zira ilk görüş, Hz Peygamber’in hayatındaki ilahi müdaheleye hakettiği değeri vermeyerek Resul’ü ile Allah’ın arasındaki bağı kopartılmasına ortam hazırlıyor ve dolayısıyla her insanın mücadelesini risalet olarak nitelemesine imkan tanıyor, böylece hz peygamberin mücadelesi ve davası sıradanlaşarak adeta ondört asır önceye hapsetme tehlikesine neden oluyor. İkinci görüş ise hz peygamberin emek ve nefsi mücadelelerini hiçe sayma eğilimi gösteriyor. Öyle ki “onun yerinde kim olsa, Allah kimi seçse; aynı şeyler yaşanır ve seçilen herkes başarırdı” deme cüreti gösteriyor. Bu görüş, bir nevi “robot peygamber” tasavvuruna hayat veriyor. Böylece “faili Allah olan bir insan, faili nefis olan bir insana örnek olamaz” düşüncesi de dolaylı olarak yaratılmış oluyor. Öyle ya özgür iradesisiz bir peygamber cenneti kazanmayıp orası için yaratılmışken ümmetine cenneti kazanmanın yollarını öğretmek gibi bir tezat nasihata teşebbüs ediyor. Böylece ikinci tasavvur vesilesiyle de hz peygamberin davasını talip olmak, insanın harcı olmaktan çıkartılmış oluyor. Zira ilk görüşte ilahi yani metafizik yönü hasar alan hz peygamberin, ikinci görüşte ise insani yani fiziki ve beşeri yönü hasar alıyor... Dolayısıyla bize göre Hz Peygamber’i, nübüvveti ve islam davasını anlayabilmenin temel yöntemi, hz peygamberin ilahi ve beşeri yönü arasında hassas bir denge kurmakla mümkün. Bu haseple biz, bir siyer çalışmasını başarılı olarak niteleyebilmek için çalışmanın merkezinde bu hassas dengeyi arıyoruz. Muhammed Emin Yıldırım ve Bekir Develi Hocaların gönüllerinden tecelli eden bu eser tam olarak bu kriterimizi vücutlamış. Zira eserde ölçüt olarak orta yol seçilmiş, böylece ehl-i sünnetin nazarı da kılavuz kabul edilmiş. ... Bizim için tarihi bir eseri bir kaliteli takipçileri olarak niteleyebilmek için üç kriter vardır. Bunlar; eserin içeriğinin tarihi vesikalara uygun olması, eserin üslup ve tasavvur gücünün yüksek olması ve eserin bütün zamanlara ışık tutabilmesidir. Bu eser, ilk iki kriteri karşılamakla beraber üçüncü kriteri adeta temsil ediyor. Öyle ki bu yönü; onu türdaşları arasında zirveye taşıyor. ... Hz Peygamber, askeri bir dehadır. Güçlü bir lider ve önderdir. Aynı zamanda özgün bir fikir adamı, idealist bir devlet başkanıdır. Fakat bunların hiçbiri onu diğer tarihi büyüklerden ayırmaz. Onu ayrıcalıklı yapan ve muhabbetimize muhatap kılan asıl meziyeti ahlakı ve gönül zenginliğidir. Esere hz peygamberin bu ahlaki olgunluğunu ve gönül zenginliğini ziyadesiyle işlenmiş. Dolayısıyla bu işleyiş de eseri türdaşlarından ayırıyor. ... Bu siyer çalışmasını diğer siyer çalışmalarından ayıran bir diğer özelliği ise dönemi; şahısları merkeze alarak yorumlamasıdır. Böylece okuyucuya bir çok tarihi kişilikle empati kurabilme imkanı sunuyor ve olayları dönemi içinde birincil failler nazarıyla değerlendirme imkanı sağlıyor. ... “Ben, hz peygamber dönemini, akademinin soğuk dilinin hakim olmadığı, edebi yönü bulunan ve fakat tarihi gerçeklerden de sapmamış bir eserden okumak istiyorum” diyorsanız, aradığınız eser tam olarak budur. ... Bütün okuyuculara eseri muhakkak tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyoruz. Sevgi ve saygılarımızla...

Amin Maalouf - Ölümcül Kimlikler (Eser Değerlendirmesi)

Peygamberliğin İspatı - Altay Cem Meriç (haber delili: nübüvvet bahsi)

Yeni Bir Bilim, Yeni Bir Kültür Mü? | Bağlantısallık ve Yaşamdaşlık #1

ATATÜRK'ÜN BU SÖYLEDİKLERİNİ DUYUNCA ŞOK OLACAKSINIZ | Ahmet Anapalı

Perşembe Duası – Tüm Dertler Sona Erer, Hızır Gibi Yardım Gelir! #kuranikerim #perşembe #dua

Yaşlılar, Kemik Suyunu UNUTUN! Bu Ucuz Besinle 90 Yaşında Bile Kaslarınızı Geliştirin

İsa'nın Hayatı - Ernest Renan

Recep Duruşmaya Girer | Recep İvedik 7

When will the Expat Retirement Law be enacted? Journalist and Author Fatih Polat explains

TURKEY : The World's Most Unique Country | 4K Travel Documentary

Unburden Your Soul – Healing Sufi Soundscape🌿

3. Bölüm Cemâlnur Sargut Belgeseli

This is How Turkey Shocked The Entire World - AGAIN!

MÜSLÜMANLAR NEDEN BÖLÜNDÜ? | Ahmet Anapalı

Kahramanmaraşlı Mercan Sönmez, Kim Milyoner Olmak İster'e damga vurdu

Automatic Information Exchange Has Begun | Bank Accounts in Turkey, Tax Penalties, and Investment...

İbni Battuta Seyahatnamesi’nde Türkler, Moğollar ve Kıpçaklar

Sınav Döneminde Size İyi Gelecek YKS' den Önce Stresten Kurtul! - KeyfeKeder I 20.

Gestalt Kuramı nedir? Bütünü algılamak ve yaşam | Esra Mungan | Felsefe ve Kritik

