İmam Gazali'nin Metruk Mezarı | Tus Şehri | İran Gezisi

İmam Gazali İran’ın Tus şehrinde medfun bulunmaktadır. 1058 yılında Tus’ta dünyaya gelen İmam Gazali’nin gerçek ismi Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed bin Ahmed el-Gazzali et-Tusi’dir. İmam Gazali 1111 yıllında doğduğu yer olan Tus’ta vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. İmam Gazali, Selçuklulardan günümüze yaklaşık 1000 yıldır düşünce tarihindeki en önemli ve en etkili fakih, müderris, mutasavvıf, mantıkçı ve kimine göre ise filozoflardan birisi olarak kabul edilmektedir. Yaşadığı dönemde onu “yüzyılın müceddidi” olarak nitelendirenler de olmuştur. İmam Gazali’nin çalışmaları çağdaşları tarafından büyük bir önem ve övgüyle karşılanmış ve “İslam’ın delili” anlamına gelen “Hüccetülislam” unvanı verilmiştir. Onun bir diğer lakabı da Zeynüddin yani dinin ziyneti veya dinin süsüdür. Kınık Türkmenlerinin Horasan, Maveraünnehir, İran, Irak, Suriye, Anadolu, Azerbaycan ve Kafkasya’da kurmuş oldukları Büyük Selçuklu Devleti döneminde yaşamış olan İmam Gazali devrinin en ünlü âlimlerinden biridir. Bu bağlamda İmam Gazali’nin Büyük Selçuklu Devleti’nin fikri alandaki yol göstericisi olduğunu da söyleyebiliriz. Zira Celaleddin Melikşah’ın emriyle Hace-i Bozork Nizamülmülk’ün kurmuş olduğu Nizamiye Medreselerinin müfredatlarını oluşturan İmam Gazali’dir. İmam Gazali, itikadı düşünce olarak Ebü’l Hasan Eş’ari’den, ameli görüş olarak İmam Şafii’den, tasavvufta ise Ebu Ali Farmedi ve Yusuf’u Hemedani’den etkilenmiştir. Tus ve Cürcan’da başlamış olduğu eğitimine Nişabur Nizamiye Medresesi'nde 28 yaşına kadar devam etmiştir. Hocası, İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveyni, 1085 yılında vefat edince Gazali, Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri Nizamülmülk’ün yanına İsfahan’a gitmiştir. Buradaki ilim meclislerinde verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat'taki Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisliğine tayin edilmiştir. Devrin ilim ve irfan merkezi olan Bağdat’ta kurulan ve dünyanın ilk üniversitelerinden kabul edilen Nizamiye Medresesinde yetiştirdiği öğrencileriyle kısa sürede ün ve saygınlık kazanmıştır. Ardından Şam’ı, Kudüs’ü, Hicaz’ı ziyaret etmiştir. Bu dönemde tasavvufa yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin de tesiriyle bu alanda yoğunlaşmıştır. Büyük Selçuklu’nun kuzey ve doğusunda yükselen ve devletinin bütünlüğünü tehdit eden Şia İsmaililiğe dayalı Batınilik akımıyla fikri mücadelede en önde olmuştur. Batıni fikirlere karşı tezin geliştirilmesinde İmam Gazali’nin kalemi bir makine gibi işlemiştir. Şöyle ki; İmam Gazali’nin risale ve reddiyeleri ile birlikte 500'e yakın kitap yazdığı bilinmektedir. Günümüzde Mısırlı bir araştırmacı Gazali’nin 457 adet kitap yazdığını belirtmektedir. Maalesef günümüze kadar ulaşan eserlerinin sayısı 75 tanedir. Burada belirtmek gerekir ki sadece İhya-i Ulumiddin 4 bin sayfadır. Fikir dünyasında yeri çok büyük olan İmam Gazali, İbn Rüşd, René Descartes, Fahruddin Razi, Thomas Aquinas, David Hume gibi birçok düşünürü de etkilemiştir. Çağdaşı ve ardılı olanların kavrayabileceğinin ötesinde ilme sahip olan İmam Gazali’nin mezarı günümüzde metruk bir haldedir. Onun Tus’taki virane haldeki mezarı sanki günümüzde Müslüman toplulukların fikri ve entelektüel yaşamlarını yüzümüze vurur gibidir. Bu büyük alimin sahipsiz mezarı layık olduğu şekilde imar edilmeyi beklemektedir. İmam Gazali’nin mezarını bu halde görünce insanın aklıma şu beyit geliyor.. “Dün gece yolum Tus harabelerine düştü, Horozun yerine baykuşun konduğunu gördüm; Dedim ki “bu virane hakkında ne bilirsin,” Dedi ki “eyvah eyvah”.