KAHVE (Şiir: Ferhâd FÂNÎ)

☕ KAHVE ☕ 📜 Şiir: Ferhâd FÂNÎ 🎼 Beste: Süleyman ERHAN Şiir dediğin öylece okunup geçilmemeli, yaşanmalıdır. Edebi (sanat yönü güçlü!) şiirlerde öyle mısralar vardır ki; insanın kalbinde yıllardır saklı duran bir hatıranın kapısını sessizce aralar. Ferhâd Fânî'nin şiirleri, işte bu türden bir şiirlerdir. 1986 yılında Tokat'ın Erbaa ilçesinde dünyaya gelen FERHÂD FÂNÎ; Türk Dili ve Edebiyatı ile İlahiyat eğitimi almış, şiir ve düşünceyi hayatının merkezine yerleştirmiş bir şair ve yazardır. Henüz çocuk yaşlarda kalemle tanıştığını, ilk şiirini altı yaşında yazdığını ve o günden sonra yazmadan geçen bir günü olmadığını ifade etmektedir. Yıllarca şiirle meşgul olduktan sonra "Gülsima Ağlama Ne Olursun" ve "Seyyah" adlı romanlarını yayımlamıştır. Ferhâd Fânî'nin edebî dünyasını anlamak için onun yazıya yüklediği mânâyı bilmek gerekir. O, yazmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil; insanın kendisini, hakikati ve Rabbine karşı vazifelerini anlama yolculuğunun bir parçası olarak görmektedir. Kendi ifadeleriyle yazının en büyük gayesi Allah rızasıdır. Bu anlayış, onun şiirlerine de sirayet eder. Şairin şiirlerinde halk şiirinin samimiyeti, tasavvufun derinliği ve klasik edebiyatın sembol dili bir arada hissedilir. Doğu ve Batı edebiyatını, tarihi, İslâmî ilimleri, Arapça ve Farsça eserleri yoğun şekilde okuduğunu ifade eden Fânî'nin şiirleri de bu geniş kültürel birikimin izlerini taşır. "KAHVE" şiiri, görünüşte bir ayrılık ve özlem şiiridir. Fakat mısraların derininde çok daha eski ve köklü bir mesele vardır: hatır ve vefa... Türk kültüründe "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözü, dostluğun ve unutulmamanın sembolü kabul edilir. Şair, bu kadim hatır anlayışını şiirinin merkezine yerleştirerek, unutulmuş bir gönlün sessiz sitemini dile getirir. "Kalbim duvar, kapım duvar... Ömrüm herkese kilitli, Bir tek sana duvarım yok..." Bu sözlerde yalnızca sevda değil, kendisini bütünüyle bir insana açmış bir gönlün kırılganlığı da vardır. Şiirin son bölümünde geçen; "Ama senin gözünde bir kahve kadar hatırım yok" mısrası ise eserin düğüm noktasıdır. Çünkü burada kahve artık bir içecek değil; hatırın, vefanın ve insanın gönülde bıraktığı izin sembolüne dönüşür. Şair, kendisi için Zemzem ve Kevser kadar kıymetli gördüğü bir insana seslenirken, onun gözünde bir fincan kahve kadar bile yer bulamamış olmanın hüznünü dile getirir. Belki de (ben öyle düşünüyorum) Sevgililer Sevgilisine bir yakarıştır, unutulmak korkusunun dışa vurumudur bu sözler. Bu beste, Ferhâd Fânî'nin mısralarında saklı bulunan hasreti, vefayı, kırgınlığı ve sessiz bekleyişi ezgilere taşıma gayretinin bir mahsulüdür. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğuna inanılan bu topraklarda; belki de en büyük yalnızlık, hatırının kalmamasıdır... İyi dinlemeler. :::