İsa kibar - Ağzımda serkeş bir ciğer tadı(Halil İbrahim kuruçay-doğmamış kızıma)

İnsan, bilmediğinin yerlisi olurmuş doğmamış kızım bana senin gözlerinde gülümserken anladım anladım bu çağda yolda bulduğu ekmeği nimetten saymayanlar falanlarla filanlarla yaşayanlar hep mi kötü,  hep mi çirkin, hep mi sen gibi gidilecek o güzel gurbet üstelik senin haberin yokken yetişmeye çalıştığım gölgene ben dizlerimdeki nasırların anlamını bilmedin sen bilmedin ağzımda serkeş bir ciğer tadı bilmedin,  bilmedin,  olsun bilmeyecekler, güneş, gülümsemeni de bilmeyecekler onun için artık hayırlısı buymuş demek istemiyorum  dişlerim ağzımdaki o serkeş ciğerde meyus gassal musalladaki o karga ben o kaplumbağa kadar sabırlı değilim sabrım yok, ben Yusuf değilim, ben Eyyüp değilim  ben yanmayı dilemiş İbrahim  iğne ve üsküfün sahibi dedem biliyorum bu bir yazgı değil değil,  değil, değil, , Mezarlıktan çaldığım o papatyanın yapraklarında bir dilek dilemiştim anlamı vardı bütün falları inkar eden ben için papatya falına inandırmıştı beni  Kuzey yıldızını Güneşi  Ve Ayı Kızım, Yarım kalan bir şiiri ‘’Zaman’’ tamamlayamaz.