DUNYANIN ILK GUZELLIK YARISMASI

Tanrı ve Tanrıçaların yaşadığı Olympos Dağı’nda Aşil’in annesi Thetis, Pythia Kralı ölümlü Peleus ile evlendirilir. Düğüne bütün tanrılar ve tanrıçalar çağrılanır, bir tanrıça hariç; kıskançlık ve nifak tanrıçası Eris. Eris bunu öğrenince küplere biner ve düğünün en coşkun anında Zeus’un da bulunduğu bir masaya üzerinde “En Güzele” yazılı altın elmayı fırlatır. Peki en güzel kimdir? Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu düşünerek elmayı almak üzere atılırlar. Eris amacına ulaşmıştır, düğünde karışıklık çıkarmayı başarmıştır. Zeus için ve herkes için en güzel bellidir aslında. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite en güzeldir. Ancak Zeus onu seçse karısı Hera’nın dırdırından ve darlamalarından kurtulamayacaktır. Bu işin içinde bir çapanoğlu olduğunu fark eden Zeus, topu Çoban Paris’e atar; “Bu gencin mükemmel bir güzellik bilgisi var” diyerek. Habercisi Hermes’i üç tanrıça ile İda Dağı’na gönderir. Hermes orada çobanlık yapmakta olan Truva prensi Paris’ten en güzeli seçip altın elmayı ona vermesini ister. Güzel tanrıçalar Paris’in karşısına dizilirler. Burada tarihteki ilk rüşvet devreye girer. Hera, Paris’e “Asya ve Avrupa krallığını” vaat eder. Athena “Savaşlarda yenilmez bir savaşçı olmayı ve Truva’nın Akhalar üzerinde muzaffer olmasını” vaat eder. Aphrodite ise “Dünyanın en güzel ölümlü kadınının aşkını” vaat eder. Paris, krallığı ve yiğit bir savaşçı olmayı reddedip aşkı tercih eder. Dünyanın en güzel ölümlü kadını Sparta kralı Menelaus’un karısı Helen’dir. Afrodit Helen’i kaçırır. Akhalar bin filoluk bir donanma ile Truva’ya saldırırlar. Böylelikle doğu ile batının ilk savaşı Truva’da yaşanır. MÖ 1. Yüzyılda yaşamış güvenilir antik yazar Strabon (XIII.51), “… İç kısımda Antandros bulunur. Bunun yukarısında Paris’in hakemlik ettiği söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyanın ilk güzellik yarışmasına Antandros’un ev sahipliği yaptığını belirtir.