Engelli Oğlunu Kaybedince Kahrından Kanser Olan Yeşilçam Oyuncusu.. TUNCER NECMİOĞLU Kimdir?

Darbeler döneminde defalarca tutuklanan, zorbalığa uğrayan bir adamın hikayesi başlıyor. Şan, şöhret ve para için çalışmadığı için geriye tek bir kuruş bile bırakmayan, oğlunun ölümüyle sarsılan, sanatın ruhunu ve haklarını fazlasıyla yaşatan bir adam. Tuncer Necmioğlu, Diyarbakır'da, Rumeli kökenli bir annenin ve Kafkas kökenli bir subayın çocuğu olarak dünyaya gelir. Hayatını güvenle paylaşacağı bir abisi de vardır. Tuncer Necmioğlu, kapalı bir odada büyür. Henüz 4-5 yaşlarındadır, çayın pekmezle içildiği o zamanlarda. Oyuncu olmayı okula gitmeden önce öğrenir, ustalaşır. Kapının kilitleyerek terk edildiği zamanlarda, vakit kitaplarla değerlendirir. O yıllarda en çok Peyami Safa'yı severdi. İlkokula başladığında, hapsinden kurtulduğu için mutludur. Diyarbakır'da bir kara göz ekibi kurarlar, olay yaratıcı gösteriler yaparlar. Diyarbakır'dan sonra aile Konya'ya taşınır. Ortaokula burada başlar. Okuldaki oyunlarının hemen hemen hepsinde rol alır. Lise yıllarında ise yeniden Diyarbakır'a dönüş yaparlar. Çünkü babası askerlikten ayrılmıştır. 1950'lerde hukuk öğrencisi ve sağlam bir solcu olan abisinin getirdiği kitapları okumaya başlar. Ancak o yıllarda nerede duracağının farkında değildir, nasıl bir yol izleyeceğini bilemez. Tam bu yıllarda babası yanlış ilaçlar yüzünden genç yaşta hayatını kaybeder. Necmioğlu kardeşler dava açarlar, ama sonuç alamazlar. Tuncer Necmioğlu, okurken aynı zamanda yabancı dil öğrenir ve tercümanlık yapar. Bir makine ustasının ne kadar yüksek maaş aldığını öğrendikten sonra mühendis olmaya karar verir. Ancak... İlk kazandığı yüksek okul İstanbul Tıp Fakültesi olur. Ailesi onun doktor olmasını ister, fakat o bu durumdan oldukça rahatsızdır. Bir sonraki yıl tekrar sınava girer ve İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazanır. İTÜ'ye olan ilgisinin sebebi sadece mühendis olma hayalleri değildir. Defalarca İTÜ tiyatro topluluğunu izlemiş ve büyülenmiştir. Aslında buraya geçmek istemesinin büyük sebeplerinden biri de bu toplulukta yer alabilmektir. 1957 yılında bu topluluğa katılır ve "Kralların Kaderi" oyununda sahne alır. İTÜ'de 1961'e kadar pek çok oyunda rol alır. Anadolu turnelerine çıkar, amatör ruhunu tecrübeyle birleştirir. Bir de basketbol sevdası vardır usta oyuncunun, yıllarca basketbol oynar. Tiyatro, spor ve özel etkinlikler derken mühendislik geri planda kalır. Kitapları okuduğu, ülkenin durumunu ve pek çok birikmiş sorunu gözlemlediği için memur olmanın mantıklı olmadığını düşünür. #yeşilçam